Diğer diller

Risale-i Nur

Yeni Asya Neşriyat'ın 1994-2006 yılları arasında yayınladığı Risale-i Nur Külliyatı tarzı
Yeni Asya Neşriyat'ın 1994-2006 yılları arasında yayınladığı Risale-i Nur Külliyatı tarzı

Orijinal adı Risale-i Nur Külliyatıdır (Günümüz Türkçesi; Nur Kitapçıkları). Daha sık olarak sadece "Risale-i Nur" adıyla bilinmektedir. Risale-i Nur tek bir kitap olmayıp, konu sırası takip etmeyen bir kitaplar topluluğudur. Eserin yazarı, Bediüzzaman (Günümüz Türkçesi; Zaman'ın En İyisi), olarak da bilinen Said Nursi'dir. Yazarın ismi, dünyaya geldiği Bitlis'in Hizan ilçesinin Nurs köyüne ithafen bu şekilde söylenegelmiştir.

Konu başlıkları

[değiştir] Tarihçe

Osmanlı alfabesi ile telif edilmiştir. Yazılıp çoğaltılmasında Hüsrev Altınbaşak, Hafız Ali, Şamlı Hafız Tevfik, Tahiri Mutlu gibi Said Nursi'nin ilk talebeleri olarak bilinen kişiler yardımcı olmuştur. [1] Daha sonraları Said Nursi'nin izni ile Asa-yı Musa ve Şualar latin harfleri ile sınırlı sayıda basılmıştır. Said Nursi hayatta iken kendi tashih(düzeltmeleri)ile tüm eserler latin harfleri ile basılmıştır.

Yazdığı eserlerin kendine ilham yoluyla yazdırıldığını söyleyen Said Nursi, bir müdafasında bu ifadenin birçok kişinin dediği gibi "Hatırıma geldi", "Fikrime geldi", "Fikrime ihtar edildi" gibi anlamlarda kullandığını, iddia edildiği gibi nüfuz toplamak amacında olmadığını belirtmiştir.[2][3][4]

Yazar, Risale-i Nur'dan önce eser telif etmişse de, Risale-i Nur diye tabir ettiği eserlerden ilk olarak Nurun İlk Kapısı’nı yazmıştır. Ayrıca Kuran-ı Kerim'i baştan sona tefsir etmek amacıyla orijinal hali Arapça olan İşarat'ül İcaz isimli eseri yazmıştır. Bu eserin yazımı, Birinci Dünya Savaşı'na denk geldiği için ancak Fatiha Suresi'ni ve Bakara Suresi'nin ilk 32 ayetinin tefsirine kadar devam etmiştir. Yazar, Kuran'ın tamamını bu şekilde 60-70 cilt olarak tefsir etmeyi düşünürken, çeşitli sebeplerle Türkçe bir Kur'an tefsiri olan ve 130 temel konudan oluşan Risale-i Nur'u telif etme kararı almıştır.

Said Nursi, Risale-i Nur'un yazımına 1925 yılında başlamıştır. Yazıldığı süre boyunca çeşitli suç isnatları ortaya çıkmış ve davalar açılmıştı. 1965 yılında verilen bir mahkeme kararıyla, propaganda amacıyla basılıp yayımlanması yasaklanmıştır. [5] Yargıtay Ceza Dairesinin 1965 yılında Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesine istinaden verdiği kararda Said Nursi'nin yazdığı risalelerin "propaganda malzemesi olarak okutulması ve dağıtılması" suç sayılmıştır. Türk Ceza Yasası 163. maddesi 1991 yılında değiştirilince Yargıtay’ın kararı tartışmalı hale gelmiştir. [6] Yazarın aleyhindeki kovuşturmalar, davalar veya mahkûmiyetler devam ederken Barla, Kastamonu, Emirdağ, Eskişehir, Denizli ve Afyon’da 23 yıllık süre zarfında eserlerini yazmaya devam etmiştir. 1970'lere kadar uzanan davalarda Risale-i Nur'un avukatlığını Avukat Bekir Berk yapmıştır. Uzun süren davalar sonucunda, Avukat Bekir Berk tarafından yapılan savunmaların haklılığına mahkemece onay verilerek Risale-i Nur'ların yasaklanmasına dair kararın hükmü kaldırılmıştır. Avukat Bekir Berk, 1972'de yayımladığı Zafer Bizimdir adlı eserinde davalardaki başarılarını ifade etmiştir. [7]

[değiştir] İçerik

Said Nursî'nin Kur’an'ın kelam ayetlerini farklı bir bakış açısıyla yorumladığı eserlerdir. Risale-i Nur, Kuran'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imanî hakikatler (İslam terminolojisindeki karşılığı ile kelam) ile ilgili 1000 civarında ayetini açıklamaktadır. Yazar ayetlere getirilen bu açıklamaların, diğer ayetleri de yorumlayabilecek bir altyapı kazandırmasını hedeflemiştir. Risalelerde amellerin nasıl işleneceğinden ziyade amellerin niçin yapıldığına dair sorular cevaplanmaya çalışılır. Amellerin nasıl yapılacağına dair bilgi veren ayrıntılı çok az yazı bulunmaktadır. “Namaz niçin kılınır?”, “Niçin belli vakitlerde eda edilir?”, “Ahirete imanın delilleri nedir?”, “Allah'ın varlığının delilleri nedir?” türünden soruların cevabı verilmeye çalışılır. Teknik açıdan sınıflandırıldığında, Risale-i Nur'un bir fıkıh kitabı değil, bir kelam kitabı olduğu söylenebilir.

Said Nursi'ye göre devir, islamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikatların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikattan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Geçmiş asırlarda tasavvuf yoluyla islama hizmet eden Abdulkadir Geylani, Şah-ı Nakşibendi ve İmam Rabbani gibi alimlerin bu zamanda bulunmuş olmaları durumunda bütün çabalarını iman esaslarının ve islam akidelerinin kuvvetlendirilmesine sarfedeceklerini ifade etmiştir. "İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır."[8] sözleriyle iman hakikatlarına verdiği önemi dile getirmiştir.

"Mevlana benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Hz. Mevlana zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" [9] sözüyle Risale-i Nur'un bu zamandaki insanların ihtiyaçlarına cevap verdiğini ifade etmiştir.

[değiştir] Eleştiriler

Nur Risalelerinde yazılanlara eleştiriler getirilmiştir. İçeriği basında ve bazı yayınlarda tenkit edilmiş, irdelenmiş ve mahkemelerde iddianamelere yansımıştır. Yargıtay Ceza Dairesinin 1965 yılında Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesine istinaden verdiği kararda risalelerin propaganda malzemesi olarak okutulması ve dağatılması suç sayılmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı zamanında Risale-i Nur ile ilgili yayımladığı Nurculuk kitabında Risale-i Nur külliyatının içeriği hakkında Ayet-i kerimelerin tefsirinde, mânânın tahammül edemeyeceği tarzda batınî ve indî manalar verilmeye çalışıldığı...Ebced hesabı ve tevafuklarla manalar verildiği...Bunların Müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı... gibi eleştiriler getirilmiştir.

[değiştir] Külliyat'taki Kitaplar

[değiştir] Kaynaklar

  1. ^ Talebelerinin yazma konusundaki yardımları Külliyat'ın çeşitli yerlerinde ve Son Şahitler isimli eserde ayrıntılı bilgiler bulunabilir.
  2. ^ Said Nursi, Emirdağ Lâhikası, s.361
  3. ^ Risalelerinde izin olmadığından yazılmadı.., bir iki sahife yazdım perde kapandı.., birden şiddetli ihtar ile..., bir meseleyi beyan etmek ihtar edildi... gibi ifadeler kullanmıştır.
  4. ^ Üstad da “aklını Risâle-i Nur’a karıştırmamış!” (html). Yeniasya Gazetesi (20 Ağustos 2007). 10 Haziran 2008 tarihinde erişildi.
  5. ^ Yargıtay Birinci Ceza Dairesi 20.9.1965 gün ve E. 234/D-1 K. 313, Tebligname:1-1078 sayılı Hükümetçe yasaklanan nurculuğa ait kitapları muhtelif sahıslara okumak veya vermek suretiyle laikliğe aykırı olarak nurculuğun propagandasını yapmaktan sanık... konulu kararı
  6. ^ Yargıtay arşivi, 1966-1967
  7. ^ Berk, Bekir (1973). ', Güryay Matbaası (Türkçe dilinde), İstanbul: Yeni Asya Yayınları.
  8. ^ Mektubat, Said Nursi , Envar Neşriyat s.27
  9. ^ Necmettin Şahiner, Son Şahitler, C.1, s.318 ISBN 975-4082-359

[değiştir] Dış bağlantılar


akwarystyka kurtyny ppoż projektowanie stron Prace Magisterskie garnki mieszkania opole Tekstunie Rtv manieczki ekwador Biskupice Oławskie Filmy Ubezpieczenia zdrowotne bielizna nocna Ogrodzenia gadżety reklamowe kick koparki Bułgaria wczasy Karaoke tani kredyt hipoteczny COOLsurf